foto1 foto2 foto3 foto4 foto5


+043 756 00 234 03
office@fashionline.com
Agnes Bart

Haftanın Maçı

Kocaeli Birlik SK logosu  

  ALPARSLAN TÜRKEŞ STADI

     23.04.2017 15:30

Sosyal Medya

İstanbul'un adını taşıyan, İstanbulluların gerçek takımı İstanbulspor... 90'lı yılların sonunda rüya kadrolarla şampiyonluk kovalayan, 2000'li yılların başında TMSF'ye devredildikten sonra önlenemez düşüşün başladığı 'İstanbul Boğaları' dibi gördükten sonra bugünlerde yeniden şahlanmaya başladı.

Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup'ta ligin sonuna 5 hafta kala en yakın rakibinin 5 puan önünde yer alan Sarı-Siyahlılar, adım adım şampiyonluğa, adım adım TFF 1'Lig'e yürüyor.

İstanbulspor, dışarıdan hiç bir destek almadan, kendi yağında kavrulan bir takım. Yüksek meblalar ödeyerek oyuncu transferi yapabilecek durumu yok. Ancak istikrarlı bir yönetime sahip olan Boğalar'ın yolu, gelecekte adını sıkça duyacağımız genç teknik adam Yalçın Koşukavak'la kesişince, ortaya izlemekten zevk aldığımız, aynı zamanda başarılı bir takım çıktı.

12 yıllık asistanlık döneminin ardından teknik direktör olarak kendisini kısa süre içinde kanıtlayan ve henüz 45 yaşında olan Yalçın Koşukavak, futbolseverlerin ilgisini çekecek futbol felsefesini, futbola dair daha derin düşünmemizi sağlayacak fikir ve düşüncelerini FANATİK'le paylaştı.

 

'Tabela tam bir canavar!'

Bizim futbolumuzun en büyük sorunlarından biri Kültür eksikliği. Yalnızca İstanbulspor'u bağlayıcı değil. Bütün kulüplerimizde kültür eksikliği var. Alt kulüplerde sadece teknik direktörlük yapamıyorsunuz, bir felsefe ile kulübün bu eksikliğini değiştirmek için uğraşmanız gerekiyor. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Ancak asıl uğraşımız tabela... Tabela tam bir canavar! Kazandınız mı, kaybettiniz mi? sorgulanıyorsunuz, kolay değil. İnsanlar sadece buna bakıyor. Şampiyon kadrodan birkaç kişi gönderdim. Şampiyon kadro gönderilir mi? diye de sorgulandım. Asistanlık yaptığım dönemde TFF 1.Lig ve Süper Lig takımlarında çalıştım. Buralarda işler daha kolay. Düzen var. Gelen teknik direktör, yabancı oyuncular, standartı değiştiriyor ama yine de bana göre yeterli değil. 

' Zoru seven birisiyim'

İstanbulspor rahmetli başkanın (Ömer Sarıalioğlu) bıraktığı bir kulüp. Maddi olanaklarımız diğer kulüplere göre daha az. Zoru seven birisiyim. İlk geldiğimde benden takımı ligde tutmam istendi. Kadroyu bu ligde bırakabileceğime inanıyordum. Oyuncu başına maliyetim 80 bin lira. Bu çok güç bir şey.  İlk yarı itibariyle iyi yere geldik, şampiyonluk potasında ciddi bir takviyeye ihtiyacımız vardı. Herkesin beklentisi şampiyonluk. Ben bu şampiyonluğu anlamıyorum. Şampiyonluklar gelip geçici. Bence daha kemik kulüp yapıları oluşturmak daha önemli. Başarıda sürdürebilirlik esastır. Aşağıya düştüğünüz zaman aşağıda yukardan gelen borçları ödüyorsunuz. Yukarıya çıkınca oyuncu, kulüp giderleri artıyor.


'İstanbulspor kıymetlim'

İstanbulspor kendimi ifade etmemi sağladı. Burası benim için kıymetli. Kaybettiğimiz maçtan sonra buraya geliyorum bir duygusallık, üzülüyorum. Kendi kariyerime mi, ekonomik olarak puan kaybetmemize mi üzüleyim?

'Vizyonu geniş tutmak gerek'

İzmir ekonomik olarak güçlü bir şehir değil, yönetimler anlamında problemler var. Siyasi sebepleri de var tabii. İzmir sürekli tüketmeye yatkın bir şehir üretmeye değil. Altınordu çıktı. Seyit Mehmet özkan ciddi yatırımlar yaptı. İzmir'de bir başka kulüp; Göztepey'i Mehmet Sepil aldı. Koca koca camialar ne oldu? Hep şahıslar mı alarak bir şeyler yapacak? Bireylere ihtiyaç varsa, burada problem var demektir. Altay'da profosyonel oynadım. O zamanlar endüstriyel futbol yoktu. Göztepe'yi saymazsak, kendi tesisi olan sadece İzmirspor var. Vizyonu geniş tutmak gerek. Herkes başarıyla ilgileniyor ama uzun vadede planlamalar yapmak gerek.

'Yaşayarak öğrenmek ahmaklık'

Yaklaşımlar popülist, aklı selim olmak lazım. Taraftarlar sabırsız. 10 yıl yöneticilik yapan insanla konuşuyorum bir aylık yönetici gibi. Yöneticilerimiz yaşayarak öğreniyor. Yaşayarak öğrenmek ahmaklık bence! Yönetici o zaman zarar veriyor bulunduğu kulübe. Burada da benzer plansızlıklar vardı. İstanbulspor'un ayakta durabilmesi için bir şeyler yaptık. Futbolculuk dönemimde profosyonelliğim tartışılırdı. Gezmeyi severdim, hayatın renkli taraflarıyla ilgilenirdim. Yaşla beraber futbolun daha derin olduğunu öyleniyorsunuz. 30 yaşında futbolu bıraktıktan sonra futbolu öğrenyorsunuz. Bu ülkede öğrenmek başka bir şey, öğretmek başka bir şey. Oynamak başka, oynattırmak da başka bir şey. Şimdi de benzer şeyler yaşıyorum. Bir modelim olmalı tabiî ki bir şeyler öğrenebilirim başkalarından ama bir potborüye dönüşüyorsunuz. Her okuduğunuzu öğrenmeye çalışıyorsunuz, bu sefer de boğuluyorsunuz. Birileri size öğretmiyor.

 

Türkiye'de çok az takımda kullanılan analiz ekibine sahip olan İstanbulspor, rakiplerini detaylı bir şekilde inceliyor.

 

"Fikirlerimi önemsediler"

İstanbulspor benimle10 senelik sözleşme yapmak istediğinde başkana rica ettim,"Bu haber değeri taşır" dedim. O da "5 yıl yapalım" dedi. Buraya geldiğimde bir bilinmezliğim vardı. 1 yıllık sözleşme yapılması olağandı. Doğru olduğuna inandığım şeyleri yaptım. Profosyonel seviyede değildi burası. Ben geldiğimde fiziki anlamda bir tesisimiz vardı ama fitness salonumuz yoktu, antrenman araç gereçleri yoktu, antrenör odası yoktu, analiz odası yoktu, toplantı odası yoktu. Bunlar bir yıl içinde oldu. Skorlarla güçlendikçe fikirlerim önemsendi. 

'29 yaşında teknik direktörlük yapacağım desen dalga geçerler'

Futbol oynayan, futbolu daha iyi bilir diye bir şey yok. Ekibime mimar olan birisini aldım. Öyle analistler yapıyor ki, bunu ben paylaşsam bunu da çarpırtırlar. Ben asistanlık yaptığımdan dolayı çok safsatalar oldu geldiğim zaman. Teknik direktörlüğün yaşla alakası olduğunu düşünmüyorum. Bundesliga takımlarından Hoffenheim'ın çalıştırıcısı Julian Nagelsmann, ülkesinde "2016'nın teknik direktörü" unvanına layık görüldü. Türkiye'de 29 yaşında teknik direktörlük yapacağım desen dalga geçerler. Kendimizi geliştiremiyoruz. Vizyon yok. Oyuncu yetişteremediğimizin problemlerinden biri de bu. Geliştiremediğimiz için sadece bir Arda var. Emre'nin de hakkını yemeyelim bu arada. İspanya'da iyi işler yapıyor. TFF'de biraz daha iyi şeyler oluyor ama yetersiz. Bu sefer oyuncu yetersiz, ben yetersiz, yönetici yetersiz. Türkiye'de uzun vadeli çalışmak zor. Başkanımız "Sen gitmek istemezsen, gitmezsin" dedi. Perfonmansın sözleşmemin detaylarını bilmiyorum.

'Muhammed'e futbolu öğretmemişler'

Muhammed'i dünya yıldızı olaran lanse ettiler. Orta direk ailenin bir çocuğu. 14-15 yaşında ekonomik imkanları önüne sunduğunuzda bunun altında ezilmesi normal. Onlar 'Küçük gelinler' gibi. O yaşlarda bir kızı evlendirdiğinizde o işten ne beklersiniz. Muhammed'in durumu da öyle. Bu da ciddi bir özgüven kaybı yaşatmış. Bir de ona futbolun esaslarını, temel ilkelerini öğretmeden önce, onu bir malzeme gibi kullanmışlar. Muhammed yapım aşamasında. 1.5 yıldır burada. Geçtiğimiz hafta ilk golünü attı. Toplamda 1.5 yılda 4 maça etki edebildi. Onu travmadan çıkarıp, performans almak kolay değil. Bir itirafta bulunmuştu bana. Bana nerede bulunacağını, hangi pozisyonu alacağını hiç öğretmediler demişti. Kendi hataları olduğunu da söyledi. ''Antrenmanı 1.5 saatten ibaret sanıyordum'' dedi. ''Bir şeyler öğrenmek adına çabam yoktu'' dedi. 10 yıl altyapı görüyor, 2-3 yıl Beşiktaş'ta A Takım'ında kalıyor, ancak bir şey öğrenmiyor. Türk futbolu adına büyük sıkıntı. Muhammed top ayağında olduğu zaman futbol oynandığını zannediyor. Yeteneği var, pas atıyor, şut atıyor o kadar. Ancak Avrupa'da böyle değil. Dünyada Maradona'ya yetişen yok. Top ayağındayken geçirdiği sürenin ortalaması 2.50 saniye. Geride kalan sürede ne yapacaksınız? Futbol topsuz bir oyun. O oyunda ne yaptığınız sizin futbolcuğulunuzu belirler.

İstanbulspor tesislerinde, ibadet yerleri Mescit ve Şapel de bulunuyor.

 

'Enes Ünal kendi yemeğiyle idmana geldi'

Muhammed hataların içinden gelmiş, öğretilmeyince öğrenmek için zorlamamış kendini. Sosyal olarak hataları olmuş. Hataların kaynak noktası Muhammed de değil aslında. Hataların son halkası o. Örnek olarak Enes Ünal. Bizimle 15 gün antrenman yaptı. Çok profesyonel. Buraya özel yemeğiyle geliyordu. Manchester City'den özel izinle bizimle çalışmıştı kendisini hazırlamak için. Antrenmanda kendisini çok verdi. Yüksek tempolara giriyordu. Onu uyardığımda bana ''1 hafta sonra lig başlıyor. Hazır olmak zorundayım'' diye cevap vermişti. Bir taraftan da Muhammed... Aynı yetenek. Ama elini kaldırmıyor. Bu söylediklerim aslında Muhammed'e değil. Futbolcumuzun genel profili bu. Artık ben onu yavaş da olsa hareket ettirdim Fanusun içinden çıktı artık. Çok profesyonel değildi, artık bazı şeyleri anlamaya başladı.

'Muhammed'in mevkisi yok'

Muhammed Demirci'nin hala şansı var. İstediğim standartlarda oynarsa, üst seviyelerde oynayabilir. Onun tek problemi mevkisinin olmaması. Merkez orta sahada fiziksel olarak sıkıntıları var. Kanatta kullanıyoruz. Top ayağındayken iş yapıyor ama hep orta sahada oynadığı için içe kayıyor. Ona net bir mevki kazandırmamışlar. Bunun için uğraşıyorum şimdi.

'Şenol Güneş Avrupa'da kupa kazanabilir'

Şenol Güneş, çok başarılı bir antrenör. Türkiye'deki en iyi 5 antrenörden biri. Dünya 3.lüğü olduğunu unutmamak lazım. Fatih Terim, Ersun Yanal ve Abdullah Avcı da üst düzey isimlerden. Şenol Güneş Avrupa'da kupa kazanabilir bence. Artık oralara hazırlar takım olarak.  Ancak ben Başakşehir'i destekliyorum. Kendi futbol anlayışıma yakın buluyorum.

'Video hakem gerekli'

Kesinlikle video hakeme geçilmeli. Hataları aza indirmek için ne gerekiyorsa yapılmalı. Bir sürü para harcanıyor. 'Hakem ile Hakim'in' pardonu olmaz. Onların hata yapma lüksü yok. Bir de 2. Lig'de takımlar oyunu durdurma adına çok şey yapıyor. Öne geçen takım maçı bitirmek için uğraşıyor. Gol atan kazanır gibi bir şey oluyor. Herkes yere yatıyor. 2. Lig'de topun dışarıda kaldığı süre 50 dakika. 90 dakikanın 50'i kayıp. Buna bir çare lazım. Hataları minumuma indirecek ne varsa kullanılmalı. Ancak futbolun doğasını bozmamak lazım. Teknoloji çok önemli. Ben de bilgisayarlara meraklıyım. Oralardan performanslar almayı seviyorum. Ufkumuzun açık olması lazım. İnsanlar bilmediğinden korkuyor. Bilmediğinin düşmanı oluyor. 

 

'Yabancı sınırı olmamalı'

Sınırlara karşıyım. Çok detaylarda kalıyoruz. Yabancı kuralından daha önemli konularımız var. Geçiş dönemlerinde sınırlama olabilir. Ama yabancı 5 mi 8 mi olsundan ziyade, o standartlarda oyuncu yetiştirmeye odaklanmalıyız. Bir standart getirip, 3 yıl 5 yıl oyuncu kalitesini yükseltmemiz gerekiyor. Avrupa'da bazı ülkelerde yabancı sınırı yok. Onlar nasıl oyuncu üretiyor peki? Üretimi iyi yaparsak, ithal etmeye gerek kalmaz.

'Altyapı zaman işi'

İstanbulspor'un altyapı organizsyonu şu an yok. Ancak bazı şeyleri yaşamak zorundayız. Bir şampiyonluğa ihtiyacımız var. Camia olarak tek beklenti o. Gelecek sene de başka hedefler olacak. Ben uzun vadeli işler yapmak tabi ki isterim. Ancak beklentileri de karşılamak lazım. İstanbulspor'un lokasyonu yok. Bizim tesisimiz Tepecik, oyuncu Tepecikspor'a gidiyor. Bunun sıkıntısı var. Başakşehir bunu gördü, artık bir şehir takımı oldu. İlköğretim ve lisesi var, ileride kemikleşmiş bir taraftarı olacak. İlerki yıllarda Gaziantep gibi bir deplasman etkisi yaratabilir. Bizim de bu tip bir değişikliğe ihtiyacımız var. İstanbulspor'un şu anki politikası, Galatasaray, Fenerbahçe gibi takımların altyapısından çıkıp şans bulamayan oyuncuları alıp parlatmak. Uzun vadede bundan kazançta sağlayabilir.

 

 

'Tudor başarılı bir hoca'

İyi bir takım yaratmak için, başarılı takımları kopyalayabilirsiniz. Dortmund'da Tuchel, Hoffenheim'de Negelsmann. Chelsea'de Conte. Taktik adamları bunlar. En iyi taktik de bilinmezlik. Sürekli değişmelisiniz. 3-4 maçta bir değişmeniz lazım. Yoksa takımlar sizi çözer. Bilinmezlik kıymetli. Igor Tudor bence çok iyi bir antrenör. Avrupa standartlarında bir takım yaratmaya çalışıyor. Felsefesi olan bir hoca. Bireyler üzerinden değil, takım üzerinden bir ekip yaratmaya çalışıyor. Beşiktaş maçında 45 dakika pozisyon vermedi Galatasaray. Yatak yorgan gidip, kontradan 4 mü yeseydi. Tudor dizilişlerin önemi olmadığını söyledi ve haklı. Sistemler değişir, ama oyun felsefesi değişmez.

İdolüm Bielsa

Dünyanın en iyi antrenörleri İtalya'da. Rakip analizlerini çok iyi yapıyorlar. Ama benim idolüm Bielsa. Futbolun filozufu. İlham kaynağım kendisi. Üretken bir hoca. Birçok dizilişin mimarı o. Guardiola, Bielsa ile görüşmek için, futbol konuşmak için her cuma New York'tan, Fransa'ya gidiyormuş. Boşuna gitmiyor herhalde. Onun felsefelerini modifiye edip, sahaya getirmeye çalışıyorum. Elimdeki malzeme kadar.

'Türkiye'de antrenörlük yapmak zor'

Türkiye'de antrenörlük yapmak zor. Başarısız olduğunuz zaman yok oluyorsunuz. Bunu bilerek yaşıyorum. Mustafa Reşit Akçay örneği var. 55 yaşında Süper Lig antrenörü oldu. Böyle zor olmamalı. Ben de o yaşlarda geleceksem, bırakırım. Gelecekle alakalı ne olacak bilmiyorum. Doğru işler yapıp, başarılı performanslar vermek istiyorum. 

Ayşenur Afyon - Tolga Kaplan / fanatik.com.tr
Fotoğraflar: Süleyman Kara