foto1 foto2 foto3 foto4 foto5


+043 756 00 234 03
office@fashionline.com
Agnes Bart

Haftanın Maçı

Kocaeli Birlik SK logosu  

  ALPARSLAN TÜRKEŞ STADI

     23.04.2017 15:30

Sosyal Medya

Öncelikle Dolmabahçe'de gerçekleşen hain saldırıda vefat eden polislerimize ve vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, geride kalanlarına sabır ve yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Bu psikoloji ile futbol oynamanın da, futbol izlemenin de bir tadı olmasa da hayatın devam ettiğini ve içimize kapanmadan, korkmadan, sinmeden, inadına yaşamaya devam etmenin tam da bu zamanda gerekli olduğunu düşünüyorum.

 

Maçtan bahsetmek gerekirse; Oğuzhan'ın yeniden ilk 11'e dönmesi ve üç haftadır görev almasıyla savunmadaki önemli bir boşluğun dolduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bu sayede kaptan Yalçın'ın omuzundaki yükün de azaldığı belliydi. Oğuzhan maç boyunca hatasız bir oyun ortaya koydu.

 

 

Onur'un haftalar sonra maça forvet arkasında başladığını, ön libero pozisyonunda Kubilay'ın, Onur'a yakın da Muhsin'in çok istekli ve arzulu bir şekilde maça 

başladığı ilk 10 dakikada rakip karşısında müthiş bir baskı kurduk. Bu baskı neticesinde de 9. dakikada Onur'un uzun ve güzel pasına hareketlenen Zafer'in defansın dengesini bozması sonucunda kalecinin uzaklaştıramadığı topu önünde bulan Muhsin'in vuruşu ile 1-0 öne geçtik.

 

 

 

 

Muhtemelen golü bulana kadar bu oyun stratejisi ile devam edecektik fakat golü bulduktan sonra Onur tekrar defansın önüne çekilirken, Kubilay onun önüne geçti. İbrahim Yılmaz hariç bütün futbolcularımız bu dakikadan sonra topun arkasına geçerek galibiyeti korumak için sahamıza çekildiler. Bunun neticesinde 80 dakika atak yapan ve baskı kuran bir Kocaeli Birlikspor izlemiş olduk. Bu stratejinin bizim için en büyük avantajı kontratak ile bulunabilecek pozisyonlar olabilirdi fakat sadece 70. dakikada bir duran top neticesinde çizgiden çıkarılan bir pozisyon haricinde net bir fırsat yakalayamadık.

 

Fakat bu tür maçlarda oyundan ziyade üç puanın önemli olduğu bilinciyle ve rakiplerimizin aldığı güzel sonuçlar da bir araya gelince ligin ilk yarısındaki son maç öncesinde yeniden liderlik koltuğuna oturmuş olduk. İnşaallah haftaya Sivas deplasmanından da 3 puanla döner ilk yarıyı da lider bitirmiş oluruz.

 

 

Bu haftaki yazıyı beni tanımayan arkadaşlar için birkaç hatırlatmayla bitirmek istiyorum.

 

Adım Memduh Seyman. 20 yıldan beri İstanbulspor taraftarıyım. İstanbulspor'a ikinci, üçüncü takımım olarak değil, tek takımım olarak sevdalıyım. Ben bu takımı süper ligde de, 1. ligde de, 2. ligde de, 3. ligde de hep destekledim, sayısız maçını tribünde takip ettim. Kulüp yönetimi ile hiçbir zaman bir bağlantım olmamakla birlikte bu renklere maaş ile değil gönülden bağlıyım. Profesyonel bir futbol yorumcusu değilim, bu işten çok çok anladığımı da hiçbir zaman iddia etmedim fakat maçı izlerken gördüklerimi not alıp kağıda dökmek benim hobim olarak yıllardır devam etmektedir. İki yıldan beridir de kayıtlı olması açısından "İstanbulspor Sevdası" adlı blog sayfama yazılarımı aktarıyorum.

 

Sağolsun bazı arkadaşlarım yazılarıma değer vermişler, web sitelerinde ve facebook sayfalarında yayınlama kararı almışlar. Ben de onların bu isteklerine saygı duydum. Bu bilgiler ışığında;

 

- Kazanan takımın eleştirilemeyeceği gibi düşünceye sahip arkadaşlara günümüzden örnek vermek gerekirse Galatasaray'ın son 3 haftadır kazanmasına ve lider ile arasında sadece üç puan olmasına rağmen medyada kıyasıya eleştirildiğini, futbolunun umut vermediği yorumlarını hatırlatıyor,

 

- Hiçkimsenin eleştirilmekten bu kadar rahatsızlık duymamasını, hatta bunun birtakım faydalar getirebileceğini unutmamasını, inşaallah bu takım bu sene 1. lige, sonrasında da süper lige çıktığında "İnsanlar keşke bizi sadece futbolun kapsadığı tüm konularda eleştirse" noktasına gelinebileceğinin unutulmamasını naçizane tavsiye ediyorum.

 

Benim kişilerle hiçbir zaman problemim olmamıştır. Beni tek ilgilendiren İstanbulspor ve kendime göre doğru gördüklerimi yazıyorum. Tüm bunlara rağmen benim yazılarımdan rahatsız olanların tek yapması gereken bu yazıları açıp okumamak. Çünkü okuduğuna önyargısız bakabilmenin ve kendine birşeyler katabilmenin çok güzel olması gibi yazmak da çok güzel. Ben yazmaya devam edeceğim.

Biz bu takıma inanıyor ve güveniyoruz...